31 Mart 2009 Salı

Issız Adam


Yılın en merak ettiğim filmiydi. Türkiyeye döndüğümde bir Issız Adamdır gidiyordu,yılların Asmalımescit'ini herkesin diline düşürmüş(biz giderken millet oraya gidilir mi derdi :D ),nostaljik şarkılarıyla herkesi kendine hayran bırakmış ve ben de filmi sinemada izleyememiştim. Her kız arkadaş aman izle gör diye başımın etini yedi. İzledim sonunda, evet sonu fazla dramatik olmuş,müzikler şahane ve bu yüzden millet salya sümük olmuş olabilir ama gerisi çok çekemedi beni. Erkek karakterin çok uçuk bir karakter olmas,kızında şu saf haliyle böyle bir adama aşık olması belki fazla beğenmememde etkendir belki. 

Keşke kadın oyuncu daha iyi olsaydı, ilk başlarda ses tonunda, oyunculuğuna kadar herşeyiyle rahatsız etti. Ortalara doğru daha bi iyiydi neyseki. Erkek oyuncu genel oaraak iyiydi.

En çok takdir ettiğim nokta filmin sonunun "mutlu son" olmamasıydı...
6/10

He was a Quiet Man


Christian Slater'ın olağanüstü fiziksel değişimi ve hiç beklenmedik derecede iyi oyunculuğuyla izlemeye değer bir film çıkmış ortaya. Çekimlerde şahane, özellikle karakterin bunalımı ve sıkıntılarının yüksek olduğu ilk anlarda bilgisayar destekli izlediğimiz çekimler o kadar iyi ki. Senaryo açısında da bi sıkıntı yok film akıp gidiyor. Elisha Cutbert'i uzun bir aradan sonra ekranda görmekde hoştu.

8/10

28 Mart 2009 Cumartesi

Knowing


Alex Poyras'ın en iyi filmi olmasada sinemada ilgiyle kendini izleten bir film. İzlemek isteyenlerde inşallah hiç fagman izlememiştir. Bütün önemli sahneler o kısacık fragmanda mevcut :)

Nic Cage nispeten son birkaç filmine göre iyi ama yinede adamın tipi gitmiyor bu filmlere. Ben bi türlü ısınamadım bu adama. Kadın oyuncu çok kötü. Nefret ettim resmen ekranda durduğu her sahneden. Alex Poyras belli başlı sahnelerde döktürmüş, hikaye orjinal olmuş. Hatta sonlara dopru ahanda sonunda birisi bu işi yapıcak ve kötü son olacak desemde görece olarak iyi sona bağlamış filmi. Nedense sonundaki olaylarıyla 80'ler Spielberg'ünün uzaylı filmlerine benzettim filmi.

Sinemada izlemek şartmı değil bence. Sıkıntıdan gitmiştim ve iyi vakit geçirdim ama gitmesemde olurdu sonundan dolayı. Naif sonlarla işim yok bu ara :) 

Alex Poyras'dan beklediğim bu değildi..

6.5-7/10

26 Mart 2009 Perşembe

Rocketeer


Bir objenin yanlış kişinin ellerine düşmesi ve bu objenin peşindeki karanlık güçler temasına sahip 90'ların naif macera filmlerinden biri. İzlerken bir ara Iron-Man'in özgün bir adaptasyonunu izlediği düşündüm. En azından Rocketeer çizgiromanını yazanlar Iron-Man'den etkilenmiştir herhalde...

Joe Johnston zamanı için güzel görsel efektler koymuş filme ve olabildiğine eğlenceli bir film çekmiş. Gecemi renklendirdi.

8/10

Yes Man


Jim Carrey'in mimikleri,şaklabanlıkları,Zooey Deschanel'in inanılmaz şirinliğiyle izlenebilitesi yüksek bir yapım. Belki biraz didaktik duruyor bazı sahnelerde ama filmin geneli hoşuma gitti. Kahkahalar attırmasada sırıttım film boyunca ki zaten amacınından kahkaha attırmak olduğunu hiç zannetmiyordum izlemeden önce. Yine de Jim Carrey'den beklediğim komedi asla bu değil. Ben onu nsulu zırtlak filmlerini daha çok seviyordum bir de yaşlanmış kendisi :)

Zooey Deschanel'e özellikle bir iki cümle etmek istedim. O nasıl bir şirinliktir,gülümsemedir. Hele ki havaalanında Jim Carrey onu taşırkenki gülüşü bitirdi beni.. 

6.5-7/10

23 Mart 2009 Pazartesi

The Cell


The Fall'ı izleyince bu filmi de Tarsem Singh adı uğruna hemen izlemem gerektiğini düşündüm ve cidden izlemesi bir o kadar zevkli bir film ama bir The Fall değil. Görsellik gene harika ama hikaye biraz klişeye kaçmış. Tek farkı katil-dedektif arasında geçmesi gereken diyalogu tamamlayan psikolog ve kullanılan yöntem. Bunun dışında herşey türün klişelerine göre ilerliyor.

6/10

Not: Jennifer Lopez'in poposuda dev ekran için cidden fazla gelmiş ;D

22 Mart 2009 Pazar

The Fall



Muazzam bir işçilik,harika görüntüler,müthiş müzikler,şahane setler ve hüzünlü bir masal. Film inanılmaz bir hayalgücüyle yaratılmış ve yönetmenin görsel stiliyle hayat bulmuş. Dünyanın en muhteşem yerleri set edinmiş olmalarıda başka bir güzellik. Her karesini hayranlıkla izledim ve tekrarda izlerim.

9/10

I Love You Man



Harika bir komedi. İşi abartıya dökmeden nasıl güldürülürün güzel bir örneği olmuş bu film. Jason Segel her zamanki gibi harika ve çok doğal. Paul Rudd'da ondan aşşağı kalmıyor. Cameo'larda da sağlam ve süpriz isimler var. 

7.5/10

Lost ve zaman yolculuğu üsütüne kafa şişirmece :)

1977'yi yaşadıktan sonra ister 27 yıl, isterse ışınlanma sonucu 3-4 yıl sonra normal zamana geri dönsünler, geçmişteki detayları öğrenmiş olacaklar mı, olacaklar. O halde başladıkları noktada herşeyi biliyor olmaları lazım 

diye bir forumda arkadaşın biriyle tartışırken Lost'la alakalı zaman yolculuğu teorimi daha da geliştirdim.

Hayır başladıkları noktada herşeyi bilmeleri gerekmiyor,çünkü geçmişi(1977) yaşamış olan Lostie'ler zaten adaya uçakla düştü daha önce,bir daha nasıl düşecekler? Adaya düşmeden önceki Lostie'ler bunları daha yaşamadı.... Oturup eline kagıt kalem al ve bir zaman çizelgesi çiz o zaman göreceksin nasıl olduğunu. 

Uçak düştüğü zamanı Lostielere göre "t" yılı ve uçağın düşüşünü 2004 kabul edersek. Bizimkilerin Dharma zamanında bulunma anları "t+3" yılı ama olayın geçtiği an 1977. Onlar Dharma zamanını "t+3" de yaşadılar bu yüzden "t" anında bu olayı hatırlamayacaklar. Ama "John gibiler" bu olayları rüyasında görüp yorumlayamayabiliyor.

Mesela John nasıl uçağın düştüğünü görmüştü? Rüyasında bir şekilde zihni canlandırdı. Kendisine göre uçak düşüşünü gelecekte yaşayacak ama olay geçmişte geçecekti. O olayı daha yaşamadığı için anca zihninde yada rüyasında görmüştü. 

Ha bizim Lostielerden kimse böyle rüya görmedi çünkü "hiçbiri özel değil" olabilir 

Kafa karıştırıcı ama Losttaki zaman yolculuğu mantığı bir yerde böyle işliyor şu ana kadar gösterilene göre.

Bir tek fark büyük ihtimal Desmond'da olacak...


Battlestar Galactica: Dizi finali


Kara Thrace-Baltar-Caprica Six'in açıklaması dışında her anı 4*4 lüktü ama onlarıda affetmek gerek artık. Savaş sahneleri,duygusallığı,son sahneleri falan derken resmen bitmesin diye yalvardım ve hep saati kontrol ettim. Aylardır bitmesini dizinin bitmemesini isteyerek bekliyordum ve ne yazıkki bitti.

Eş zamanlı izleyenlere 4 yıl içinde banada son 8 ay içinde yaşattıkları için RDM ve ekibine teşekkürler.

Bear McCreary'e müthiş müzikleri için bir ödül istiyorum :) Son bölümde en iyilerinin hepsini önümüze sundu ve "işitsel" bir şölen sundu bize.


Tv için yapılmış özel yapımlardan biriydi ve aklımda hep öyle kalacak.

Final için 8.5/10 
Dizinin geneli için 9.5/10

So Say We All

20 Mart 2009 Cuma

Marley and Me


Uzun süredir böyle bir film izlemediğimi farkettim ve bu türü özlemişim. Hep aksiyon-drama vs derken böyle aile filmlerini unutmuşuz. İlaç gibi geldi. Köpeğe hasta oldum :D Çok tatlı bir şey.

İzlemezseniz hiçbirşey kaybetmezsiniz ama izlersenizde ekranın karşısından mutlu kalkmanız garanti.

7.5/10

15 Mart 2009 Pazar

Nip/Tuck Sezon 5


5.sezonun 2.yarısı başlamışta haberim yokmuş... Seviyorum ben bu diziyi. Sırf bir sonraki bölümde ne çalacak diye beklemek bile ayrı bir keyif açıkcası. 

Doktorlarımız geri döndü,herkesin hayatı yine bir "garip kaymış". İzleyelim bakalım zaten fazla bölüm yok gibi...

8 Mart 2009 Pazar

Worst Week


Konu: Bir cenabetin başına gelenler oalrak özetlenebilir...

Sezon bitti. Keşke dahası olsa dedim son bölüme geldikçe... Deli bir komedi,ilk başta sadece tek bir karakterin üstünden komedi yaratılsada sonraki bölümlerde karakterin yaptıklarının herşeyi etkileyip zincirleme reaksyonlara yol açması harika oluyor. 

Baş karakter çok başarılı, kızımıda tatlı bişey. Devamı gelsin her hafta takipteyim

Recep İvedik 2

İlk filmin birkaç espirisini beğenmiştim ama yine de sinemada izlemediğime memnundum. Sonuçta bizim ilkokul-lise döneminden her an yaptığımız espirilerden pek bir farkı yoktu. Bunları dinlemek için sinemada para saçmam kolay kolay.

2.filminde 26.dk'sı civarı reklam ajansıne gelindiğinden filmi bıraktım. Çünkü espiri kalitesi kesinlikle ilkinden daha kötü. İlkide çok ahım şahım değildi ama en azından tatil köyünde karakterin yarattığı güzel anlar yok değildi(köpüklü şekilde kapının dışında kalması,banyoda uyuya kalması vs...) Ama bu filmde espirilerin hepsi abartılıp,önümüze sunuluyor ve biryerden sonra sıkıcı olmayı geçip "aman, yeter be" seviyesine getiriyor insanı. Abartı mimik,espiri iyidir sonuçta bir dönemi slap-stick komediyle geçirdik ama bu kadar seviyesiz espiri yoktu hiçbirinde. Ve seviyesiz espiri uzadıkça bence ilginçliğini yitirmeye hemen başlıyor. 

Evet bende küfür ediyorum,çevremdeki insanlarda argo konuşuyor yeri gelince ama çevremizdeki hiç bir nine böyle küfür etmiyor yada "hayvandan" bozma adamlar dolaşmıyor sokakda. Sonra R.İ. yi bize TR gerçeği diye yutturuyorlar.Yutan 4.5 milyona sindirimde hazımsızlık diler,başka bir Rİ filminde midelerine oturmaması için iyi dilekler sunarım

7 Mart 2009 Cumartesi

Watchmen


Alt metni bu kadar güçlü bir hikayeyi Zack Synder'a vermek hataymış onu anladım. CAmbel'ın vaktiyle dediği "alın visionary director'unuz sizin olsun" lafına sonuna kadar katılıyorum. Baştada dediğim gibi alt metin çok güçlü, hikayenin görselleri sinemaya aktarmaya şu anki teknolojiyle elverişli olsada sinema ekranında nasıl durur merak ediyordum. İyi durmamış. Ayrıca hikaye çok büyük. 12 sayılık bir çizgiromanı uyarlıyorsan ve 2.5 saatlik bir şey çekiyorsan hikayeye biraz müdahele etmelisin. Anlatımı değiştirmelisin,kendi imzanı katmalısın. Ama görsel vizyon sahibi olmak başka, hikaye anlatımında vizyon sahibi olmak başka. Ağır çekimlerin hikaye anlatımına katkısının olmadığı o kadar çok sahne var ki Synder'ı bir sinema okuluna götürsünler diyesim geldi.
Karakterlerin hepsi başlı başına çok iyi yazılmış Alan Moore tarafından belki Silk Spectre II dışında. Rorashack,Comedian çok sağlam karakterler. Dr. Manhattan desen bence inanılamz bir varlık ama aynı ekranda yanyana durunca olmamış. Synder kimyayı tutturamamış. Ama hakkını vermek lazım set tasarımları ve müzikler on numara. Bu konuda sınıfı geçtiler. Hele bir intro kısmı var Synder döktürmüş. Ama kimyanın tutmaması filmi dibe çekmeye yetmiş..

Her neyse iyi kötü bir Watchmen izledik. İlerde Director's Cut çıkarsa bir göz atarım ama DVD dahil hiçbir medyasına para vermem. Çizgiroman başucumdadır o ayrı....

3/10


not: Olurda Chris Nolan 3.Batman filmini çekmek istemezse elimizde Synder var diye düşünüyormuş WB. Mazallah diyorum....

2 Mart 2009 Pazartesi

Once



Harika bir film. Nerdeyse 2 yıldır arşivimde izlenmeyi bekleyen filmler içindeydi ve tesadüfler eseri izledim ve neden daha önce izlemedim diye kendime sordum. Sahnelerin yalınlığı,müzik,hikayesi,oyuncuları o kadar iyi ki...Hikayenin insanın içini çızlatan yönüde cabası. Doğru kişi ama yanlış zamanı çok güzel anlatmışlar..
Müziklerin oscar almış olmasına şaşırmamalı. Daha 15.dk da filme ara verip nette soundtrack'i arıyordum... 

9/10


Babylon A.D.


Her halinden yarım bir film belli. Vaktiyle bir yerde okumuştum yönetmenin sızlanışını. Anlatmak istediğimi,anlatamadım, çekmek istediğimi bile çekemedim diye. Haklı gibi. Filmin başı bir başkası,sonu bir başkası tarafından çekilmiş gibi. 

Her yeri kopuk bir film. Aksiyonuda nedense mantık çerçevesinde tutmak yerine yine abartı tuttukları için heyecanlı bile olamıyor.

Kesilmemiş hali merak ettim açıkcası...

4/10