21 Nisan 2010 Çarşamba

The Crazies

Bayadır kaliteli gerilim-korku filmi çıkmıyordu Hollywood'dan. Fragmanı bile ben iyiyim diyen bir filmdi ama yanıltma olasılığı da çoktu. Neyse ki tam tersi olmuş ve kaliteli bir yapım olmuş. Şiddetten aman PG-13 alalım gibi dertlere girmeyerek kaçınmamışlar ama olayı abartmamışlarda.

4-5 tane ciddi ciddi yerimden holatan sahne vardı ve her seferinde de "geliyorum" dedi bu sahneler ama pis yedim. Genel olarak türe bir yenilik getirmiyor hatta klişesi bol ama klişede olsa düzgün anlatırsan,çekersen film sürükleyici oluyor ve bu film bunun iyi bir örneği.


Sonu itibariyle The Mist gibi aşırı karamsar bitebilecekken ilerisi için açık kapı bırakmaları fena da olmamış. Küçücük kasabada neler oldu allah bilir o koca şehirde nasıl bir ortam ve olaylar silsilesi olur

8/10

12 Nisan 2010 Pazartesi

The Box

Bir yabancı size içinde sadece koca bir düğme bulunduran kutu verir. Der ki "düğmeye basarsan 1 Milyon doların olacak ve bunu karşılığında tanımadığın bir kişi ölecek". Var mısın, yok musun? Güzel bir çıkış yeri :)


Donnie Darko'nun hala neden bu kadar fan'a sahip olduğunu anlayamadığımdan bu filme de sırf yönetmenden dolayı mesafeliydim ve filmin ilk yarısında ciddi anlamda filmin hakkını yediğimi gördüm taa ki 2. perde başlayıp olaylar abuklaşana kadar.

Kamera arkasında ciddi bir emek var. Setler ve dekorlar 80'leri muazzam bir başarıyla ekrana getiriyor. Hele NASA labaratuarı yok mu? İçine giresim, her aletle oynayasım geldi. Çekimler, kameranın durduğu yerlerde harika ama ilginç başlayan hikaye sapıtıyor muazzam sonuna rağmen. Evet uzun süredir bu kadar cesur olup sonunda sizi şoke eden az film geliyor. Bu açıdan puanları toplar ama hikayenin gittiği nokta ve soru işaretleriyle dolu hali insanı sıkabiliyor.

6/10

The Road

Eğer ki izlediğiniz filmdeki olayların sebebini,karakterlerin X işi neden Y şeklinde yaptığını merak ediyorsanız The Road sizin için değil. Bunu baştan bilmeniz gerek. Karakter motivasyonu ve nasıl oldu da dünya bu hale geldinin bir cevabı yok. Sadece annenin isteği olan güneye gidin sözünden güç alan baba-oğulun vahşi-batı'dan beter hala gelmiş bir dünyada başından geçenler olarak bakabiliriz filme. Dünya vahşileşmiş ve yamyamlığın bile normal karşılandığı bir dünya tavsiri var ki çok başarılı. Tadından yenmiyor. Ama başta da dediğim gibi dünyaya n'oldu sorusu insanı ister istemez sıkıntıya sokuyor çünkü insan karakterle beraber dünyayı keşfettikçe daha da merak eder oluyor aynı ekranda baba-oğul gibi. Bu açıdan çok başarılı ama en azından ufak bir tüyo alsaydık demeden edemiyor insan.


Viggo Mortensen her zamanki gibi başarılı, yönetimde yer yer aksıyor sıkıyor ama idare eder.
Hep tempo sorunu hemde büyük soru işaretleri bırakan senaryo yüzünden puanını kırıyorum ve 6.5/10 veriyorum

5 Nisan 2010 Pazartesi

9

Aksiyonu,tasarımları cidden muhteşem ama eksik bir şeyler var sanki bu filmde. Ana karakterin canlandığı gibi ortama ayak uydurması, hemen "kahramanlık" emareleri göstermesi gibi hızlıca geçilmiş bir sürü an var. Biraz daha uzun tutulsa tadından yenmezdi.


Genede her karakterin birbirinden farklı oluşu aksiyon sahnelerinde birbirlerini tamamlamaları gibi güzel detaylar sayesinde geçer not alır ama başta da dediğim gibi eksik detaylar yüzünden zorlama durmuş film.
6,5/10

Clash of Titans



3D'si gözlüksüz bile izlenebilen bir film yapmışlar. Parama acıdım açıkcası. İlla fazla kazanıcaz diye bu kadar zahmete değmemiş. Zahmet var mı yok mu o da ayrı konu :) İlk yorumlar sonrası yüksek ihtimalle 3D gişesi düşer tahminimce.

Filme gelirsek açıkcası ben istediğimi bulamadım. Meydan savaşı bekleyen biri değildim efsaneyi az-buçuk bildiğimden ama görkemli olmasını beklediğim teke teklerde özellikle Medusa sahnesinde bile iyi değildi film. Zaten senaryo şu ana kadar 6-7 kere yazılmış ve bu hale gelmiş, fena sıvamışlar :)

İşin garibi film cidden çok iyi başlamıştı, tanrıların arasında müthiş bir sette harika oyuncularla başladı film ama Louis Leterrier'in en iyi becereceği sahnelerde çuvalladı. Belki bunun en büyük sebebi James Cameron'ın daha birkaç ay önce aksiyon nasıl çekilir dersi vermesiydi. Kurgu masasında en uzun sahneyi 1 saniye altına nasıl çekeriz yerine Cameron gibi sekansı daha ne kadar uzatabilir diye düşünseler daha nefes kesen sahneler izleyebilirik bu büyüklükte düşünülmüş bir filmde.

Ayrıca senaristler size laflar hazırladım. Ulan filmde tanrılar var ama mesele Zeus ile Hades arasında geçti sadece. İnsan diğer tanrılarıda işin içine sokar. Efsaneyi tam olarak bilmiyorum ama sonuçta efsane bu, nereye çeksen gider. Kendi bakış açını eklemiş olursun ve iyi çektiğin sürece herkesi avcunun içine alırsın. Kullansana Poseidon'u yada bir başkasını...

Neyse sinir krizi son buldu :)

Liam Nelson ve Ralph Finnes'a laf yok. İkiside etkileyici oynamışlar. Rollerin hakkını vermişler. Io rolü içinde Gemma Arterton çok iyi olmuş. Perseus'da doğru oyuncuya gitmiş.

Bu film kesinlikle 300 tadında bir görselliğe sahip olmalıydı o zaman tadından yenmezdi bana kalırsa. O karizmatikliğe ulaşsa çılgın atardı salonda ama şu haliyle bir daha açıp bakmam filme.

4.5/10

not: ilede bir GOW filmi çekerlerse allah aşkına hem konuya hemde görselliğe abansınlar. Mümkünse 300 mantığında bir görsellik olsun. Yakışır böyle mitolojik filme...

Ada Zombilerin Düğünü

Baştan sonra komik bir film. İnsanların nasıl zombi olması hakkındaki teorilerden tut, piknikçi zombi'ye söylenen "adayı yiyip bitirdiler","biz Üsküdar çocuğuyuz" gibi güzel diyaloglarıyla benden geçer notu aldı. Filmin zaten yapılış amacı belli. Korkmayı beklemek hata. Gülmek için birebir. Yanlız şu var kadın oyuncular bu "amatör çekim" filmde cidden amatör kalmışlar. Nerde "abazantus" karakterin ya da pompalı tüfekli abinin rahat ve doğal oyunculuğu nerde bayan karakterlerin oyunculuğu. Odun gibi dikilmişler. Zaten film şaka gibi bişey rahat olun 2dk :D


Her neyse Türk'ler zombilerle karşılaşsa temasını kullanıp, Cem Yılmaz dışında birinin daha Türkler XXX ortama düşse ne yapar fikrini güzel adapte etmişler.

Eksikler çok ama izlenemeyecek bir filmde değil.

6/10

1 Nisan 2010 Perşembe

Extract


Afişin neredeyse içeriği tamamen anlattığı bir film. Bir Office Space değil ama izlemesi keyifli bir film çıkartmış ekip. Karısı kendisi aldatıyor mu diye jigolo tutan adamın başına gelenler diye kısaca filmi özetlesem filmin geri kalanına haksızlık etmiş olurum bu yüzden konuya falan bakmadan izlemeye başlayın.
Arıza karakterler,arıza olaylar ve cidden komik bir film. Komşu ve jigolo'yu oynayan oyuncular muazzam bir iş çıkarmışlar. Mila Kunis'e de ayrı birkaç paragraf lazım ama yeri değil :)
7.5/10

Le Petit Nicolas


Çok "kıyak" bir film olmuş... Çocukluğunda serinin en az bir kitabını okumuş biriyseniz(benim gibi) bu filmi izlerken içinizin kıpır kıpır olmaması için hiçbir sebep yok çünkü kitabı sevmemiş olma ihtimaliniz yok. Bu kadar da iddalıyım. Karakterler birebir yansıtılmış, tipler harika olmuş. Hikayede koca serinin içindeki güzel anları birbir özenle seçilmesiyle oluşturulmuş. Harika bir uyarlama yapmışlar.

Dalgacı-Çarpım-Dırdır-Lüplüp-Toraman derken aktı geçti film. Umarım devamı da gelir...
9/10