Yıl 2005 Temmuz ayı ve liseden bir arkadaşın bana bir dizi önerir.
İsmi Lost... Daha önce oturupta ciddi bir şekilde yabancı dizi izlememiş
birine dizi önermek kolay değil. Neyse alıp eve gelinir ve anneyle "bu ne,
şimdi n'oldu?, neden böyle yapıyorlar?" derken
3 günde dizi tüketilir.
Uçak kazasında adaya düşen karaktelerden biri olunur.
Sonra 2010 yılına kadar her sene bazen çarşamba sabahları, bazen perşembe sabahları kalkılır ve ilk iş Lost'un yeni bölümü çıktı mı diye bakılır.Kazazedelerin arasına 40dk dönmek için merakla haftalarca beklenir.
Her sezon farklı bir yöne kayan dizi hatim edilir,zamanda yolculuk edilir,karakterlerin geçmişini görürürüz, bir sezon geleceklerini görürüz ama halamerak ederiz çünkü dizi daha bitmemiştir ve her sezon 1 cevap aldıysak 10 tane soruyla karşılaşmışızdır. Jacop gelir, Kara Duman çıkar, adaya gemi gelir,başka bir uçak düşer, millattan öncesine gideriz ve hala birşey anlamayız.
Gelir 2010 yılı. TV dünyasını yeniden şekillendiren dizi Lost finiş çizgisini görmüştür iyi kötü anılarla. Bir grup ben Alvar Hanso'nun geçmişini merak ediyorum der, birisi adadaki heykelin yapımını. Ama senaristler bildiğini yapar bu sürede ve finale gelinir ve karşımızda sorulara cevap vermekten çok sonuca odaklı bir bölüm buluruz, ve karşımızda THE END....
Genel olarak çoğu kişi şu anda yazarların anasına,avradına sövüyor ama bir yandan da
acaba şöyle mi oldu böyle mi oldu diyor, yani hala teori üretiyor. Bu dizi başarısız mı size?
üç dört küfür sonrası itin dötüne sokulacak bir dizi mi? "Asla!!!"
Evet hiçbirimiz bunu beklemiyorduk ama hangimizin bölüm boyu eski bölümlere yapılan flashbacklerde gözü dolmadı,hangimizin içi kıpır kıpır etmedi.
Evet flashsideways'e verilen yanıt biraz tatminden uzak olsada ilk sezon açılan göz bu sezon kapandı ve herkes huzura erdi.
Bir daha TV tarihinde bu ölçekte bir yapım izleyebileceğimizi ve kimseninde bu ölçekte bir hikaye yazmaya cesaret edebileceğini sanmıyorum. Güzel bir 6 yıl geçti.
"See you in another life" :)